The Perks of Being a Wallflower

Eleştiri sayfanın altında
Perks of Being a Wallflower' ın Türkiye' de vizyona girmeyeceğini üzüntüyle bildiriyoruz.
Yönetmen: Stephen Chbosky
Türkiye Vizyon Tarihi: Vizyona girmeyecek (İngiltere 3 ekim)
Filmin Süresi: 103 dakika
Fragman Sayfanın Altındadır
(GÜNCELLEME KİTAP SAKSI OLMANIN FAYDALARI ADI İLE BULABİLİRSİNİZ)
Perks of Being a Wallflower kitabı 1999'da çıktığında büyük ses getirmişti. Oldukça olumlu eleştiriler alan kitabın filminin yapılacağı yaklaşık 2008' den beri konuşuluyordu ve sonunda proje hayata geçti. Filmin yönetmenliğini aynı zaman da kitabın yazarı olan Stephen Chbosky yapıyor. Kendisi sadece yazar değil daha önce üniversitede yönetmenlik okumuş. Genelde kitabı okuyanların filmleri beğenmemesi bir klişedir ancak kitabın yazarı yönetmen olursa aklıma bu işlerin değişebileceği geliyor. Filmin kadrosu da oldukça iddialı. Percy Jackson Şimşek Hırsızı filminden hatırlayacağınız Logan Lerman ve Harry Potter filmlerinin Hermione' si Emma Watson filmdeki oyunculardan bazıları. Filmin hikayesine bakacak olursak Charlie (Logan Lerman) liseye yeni başlamış ve oldukça depresif bir çocuktur. Ancak işler iki tane son sınıf öğrencisinin onu yanlarına almaları ile değişir. Filmde klasik ancak hoş gençlik hikayelerini bulmak mümkün. Bu iki genç ise Sam (Emma Watson) ve Patrick (Ezra Miller). Ben kitabı okudum ve oldukça beğendim, film özellikle ilkokul, ve lise öğrencilerinin dikkatini çekecek gibi geliyor. Kitap maalesef Türkçeye çevrilmemiş ancak ben yine de  meraklıları için satın alma linki paylaşacağım. kitap linki. Ülkemizde filmin gösterim tarihi henüz belli değil. Umarız ülkemizde de İngiltere gibi 3 Ekim' de vizyona girer.(Vizyona girmeyeceği belirlendi)
Bakış açınızı değiştirecek bir film
4.5/5

Yılın değil son zamanların en iyi gençlik filmi karşınızda:

  Filmi başka seçenek bulamadığım için -vizyona girse ilk gün izlerdim- her ne kadar hoşlanmasamda internetten izledim. The Perks of Being a Wallflower gençlerin dünyasını inanılmaz güzel bir biçimde anlatmış. Filmi süsleyen 90' ların müzikleri ise harika.
   Charlie genelde iletişim kurmayan, yalnızlıktan başkalarına mektup yazan ancak filmde görünce keşke bizim okulda da olsa diyeceğiniz bir çocuk. Logan Lerman karaktere cuk oturmuş, çok iyi bir performans sergiliyor. Diğer karakterler için de aynısı geçerli.  Harry Potter serisinden takipçisi olduğumuz Emma Watson' ın canlandırdığı Sam' de her erkeğin rüyası bir kız arkadaş gibi adeta. Ezra Miller' da okulda görebileceğimiz çılgınlardan biri ancak dikkat çekmeye çalışmasa da biz gözlerimizi ondan alamıyoruz. 3 başrol de oldukça başarılı bir şekilde rollerini canlandırmışlar. Film kitabı okuyanların filmi beğenmeme klişesini kırıyor. Film eleştirmenlerden ve gençlerden tam not aldı. Genç olmuş olacak herkesin izlemesi gereken bir film. Depresif duygusal ve masum bir film

  Filme en büyük katkıyı veren insan ise hem kitabın yazarı hem de filmin yönetmeni Stephen Chbosky. Kendi eserini görüntüye çok iyi aktarmış ve kitapta yaptığı küçük değişiklikler de filme ayrı bir hava katmış. Filmde karakterlerin masumiyeti, gençlik, aşk ve sadelik çok güzel anlatılmış. Her karakterle arkadaş olmak istiyorsunuz. Son olarak film için seçilen müzikler çok hoş. Soundtrack' ini dinlemenizi şiddetle öneriyorum. İyi seyirler.
                                                  -We accept the love we think we deserve- 


-->

Yorumlar

  1. Kitap cok guzeldi

    YanıtlaSil
  2. Harika bir film. Cidden. Her sahnesi benim için ayrı güzeldi,özellikle müzikler ve tünel olayı charlienin son mektubu kesinlikle çok iyi anlatılmış. kitabını okumadım ama ingilizcesini okumayı düşünüyorum güzel bir yazı olmuş izlemek isteyenler kolayca netten linkini bulup izleyebilirler türkçe altyazısını mine yağız geçtiğimiz günlerde yaptı ve ekledi.

    YanıtlaSil
  3. Hayatta beni çok ağlatan bir kaç film vardır. :P Tamam, çok olduğuna eminim ama içtenlikle yaşayarak izlediğim filmlerin sayısı az. The Perks of Being a Wallflower da bunlardan biri.
    Filmde dediğin de gibi her çeşit gençlik olgusu yer alıyor. Yeri geliyor güldürüyor, yeri geliyor ağlatıyor, yeri geliyor utandırıyor, yeri geliyor kızdırıyor. Ve zaten tüm bunları yaşatabildiği için o filme güzel diyoruz. Aslında güzelden de kastımız o filmim yaşanılabilir olduğunu, her türlü ihtimali sergilediğini anlatmaya çalışıyoruz.
    Keşke İngilizce düzeyim ileri seviye olsa da kitabı okuduğumda tam anlamıyla anlayabilsem ama ne yazık ki bu konuda büyük bir eksim var. Ama film bile bana yetti sanırım. Soundtracklarını dinledikçe bile gözlerim doluyor, sahne sahne hatırlamaya başlıyorum; korkuuuunç! :D
    Bu duyguları yaşatan bir film daha vardı, size onu önermekten şeref duyarım: Ölü Ozanlar Derneği. Okumadıysanız kesinlikle okuyun; Türkçe çevirisi mevcut. Filmi de var. Muhteşem bir kadroyla muhteşem bir eserdir o da. Bu filme benzer yönleri de çok elbette.
    BU arada bu yorumu yazan kişiye de yeniden çoook teşekkür ederim. Bana böyle güzel bir yazı okuma zevkini verdiği için...
    (fazla mı uzattım ne?!) :D

    YanıtlaSil
  4. Yorumlarınız için çok teşekkürler. Okurlarımızı mutlu etmek için her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ölü Ozanlar Derneği'ni alıp okuyacağım.

    YanıtlaSil
  5. Kesinlikle okumalısın. Beğeneceğine de yüzde yüz eminim. :) Asıl biz teşekkür ederiz efm. :))

    YanıtlaSil
  6. Gercekten harika bir film herkesin izlemesi gerek

    YanıtlaSil
  7. Bu film Harikaaa Logan Lerman <3

    YanıtlaSil

Yorum Gönder