ALL IS LOST

Filmin Süresi: 106 dakika
Imdb: 7.4

Oyuncular: Robert Redford

Yönetmen: J.C. Chandor

Vizyon Tarihi: 15 Kasım 2013

                                                            - Tek kişilik muhteşem bir gösteri-
Yönetmen J.C. Chandor’ın ikinci filmi “All is Lost”, yönetmenin ilk filmine göre biraz farklılıklar içeriyor. Yönetmenin ilk filmi (Margin Call) tamamen diyaloglara dayalı ve oyuncu kadrosu çok geniş olan bir filmdi. Ancak ‘All is Lost’ bunun tam aksine hiç diyaloglara yer vermeyen ve oyuncu kadrosunda sadece Robert Redford’un olduğu bir film.
Film, Robert Redford’un umutsuz bir konuşmasıyla başlar, daha sonra ise kendisini lüks teknesinin içinde uyurken buluruz. Ancak kendisi uyurken farkında olmadan başına gelen kaza başına dert açmıştır ve hikayemiz de böylelikle başlamıştır.
Robert Redford daha önce “Butch Cassidy and the Sundance Kid” ve “The Sting” filmlerinde Paul Newman ile beraber oynamış - ikili o döneme resmen damgalarını vurmuşlardır.- Daha sonrasında “Brubaker” filminde Morgan Freeman ile ve diğer filmlerinde ise Meryl Streep, Dustin Hoffman gibi birçok muhteşem aktör ve aktrisle beraber rol almış bir oyuncudur. Tabi o dönem filmlerinde kendisi “Bıçkın Delikanlı” tarzında gezdiği için ben hep kendisini öyle hatırlamak istiyorum. İşte bu yüzden film başlar başlamaz kendimi bir garip hissettim. Çünkü o “Bıçkın Delikanlımız” yılların da verdiği yorgunluk sebebiyle resmen yaşlanmış, resmen çökmüş. (Tabii ki bu oyunculuğunu kesinlikle etkilemiyor. Yazının en başında yazdığım gibi kendisi tek başına muhteşem bir oyunculuk sergilemiştir bizlere.)
                                                                     



Kendisini filmde ilk gördüğüm an bu ani yaşlanmanın sebebi acaba beraber bir zamanlar döneme damgalarını vurmuş oldukları en iyi arkadaşı Paul Newman’ın 2008’deki vefatı  mıydı ? sorusunu kafamdan bir süre atamadım maalesef.                                                                               





Evet, filme devam edecek olursak, oyuncumuzu teknesinde tek başına takılırken görüyoruz. Kazadan sonra elektronik aletleri su geçirdiği için yardım isteyememektedir. Sinyal cihazında ise kopukluklar yaşandığı için oyuncumuz bir süre sonra o denizde tek başına olduğunun farkına varmaktadır.




Film ilerledikçe oyuncumuz fırtınalarla, açlıkla, susuzlukla, köpekbalıklarıyla mücadele etmek zorunda kalacaktır ve bizi de heyecanlı bir gerilimin ortasında bırakacaktır.





Her filmin olduğu gibi “All is Lost” filminin de dezavantajları tabii ki vardır. Bana göre bu filmin en büyük dezavantajı “Life of Pi” filminden sonra vizyona girmiş olmasıdır. İki filmin de ana teması hayatta kalmak ve Life of Pi o kadar başarılı bir deniz macerası filmiydi ki insanların bu filmi izlemeden önce kafasında ister istemez yüksek bir beklenti oluşabilir ve bu da çok doğaldır. Ancak filmin başında Robert Redford gibi büyük bir kişilik varsa gerisi bana göre teferruattan ibarettir.
Peki asıl önemli sorumuza gelelim:
Oyuncumuz filmde yalnız bir karakteri canlandırmaktadır. Acaba kendisi o denizden kurtulmayı başarıp yalnızlığına devam mı edecektir ? Yoksa ıssız denizin ortasında yok olup en iyi arkadaşı Paul Newman’ın yanına mı gidecektir ?

Herkese iyi seyirler dilerim.

Yankı Doğa Çınardal

Yorumlar