Citizenfour


Filmegitmedenönce: FacebookTwitterYoutube


Yönetmen: Laura Poitras
Imdb: 8.3
Rottentomatoes: %87
Filmegitmedenonce: 8.5
Süresi: 114 dakika
Türkiye vizyon tarihi belli değil.
Fragman sayfanın altındadır.

Filmegitmedenönce'de çok belgesel yazısı görmüyorsunuz. Bu, belki de yazmaya alışık olduğumuz bir tür değil. Ancak Citizenfour'u izleme şansını bulduktan hemen sonra bir yazı yazıp insanlara izleme çağrısı yapmam gerektiğini düşündüm. Ayrıca ülkemizde belgesel denince insanların aklına genel olarak National Geographic'teki Afrika görüntüleri geliyor olabilir, ancak belgesellerin bundan çok daha fazlası olduğunu bir daha hatırlatmakta fayda var.

Bu senenin Oscarlar'ında en iyi belgesel adayı olan Citizenfour, kendini diğer belgesellerden ayırıyor.  Citizenfour'un kendini nasıl ayırdığını anlatmadan önce biraz konuya değinmekte fayda var. Eğer dünyadaki haberlerden kendinizi soyutlamadıysanız, büyük ihtimalle Edward Snowden ismini daha önce duymuşsunuzdur. Edward Snowden, 2013 yılında normal yaşam şekline veda edip, NSA'in yasalara karşı gelip, hiçbir dayanağı bulunmadan kitleleri izlediğine dair belgeleri sızdıran kişi. Kimilerine göre bir hain, kimilerine göre ise bir kahraman. Emin olduğumuz tek bir şey var ki Edward Snowden planladığı gibi kitlesel gözetimin daha çok tartışılır hale gelmesini sağladı. Julian Assange'ın 1984 ve günümüz interneti hakkında yazıklarını buradan okuyabilirsiniz.

Citizenfour'un birçok artısı var. Ancak bunlardan en önemlisi, genel olarak bildiğimizi zannettiğimiz konu hakkında bizi bilinçlendirmesi. Çünkü kitlesel gözetim şu anda bile insanların istediklerini Google'da arayamamasına veya internet üzerinden bazı fikirlerini yazmaktan vazgeçmesine neden oluyor. Zaten konu hakkındaki tartışmaların çoğunu Citizenfour'u izlerseniz göreceksiniz. Özgürlük, özel hayatın gizliliği ve güvenliğimiz arasında çok ince hatlar ve bu gün geçtikçe bozuluyor. Film ayrıca metedata, bilgilerimizin nasıl toplandığı ve bu bilgilerin nasıl kullanılabileceği hakkında da detaylı bilgiler veriyor.

Olayların gelişimi hakkında çok bilginiz yoksa Edward Snowden belgeleri sızdırmak için ilk olarak gazeteciler Gleen Greenwald ve Laura Poitras'la iletişime geçti ve bu üçlü bir sürü şifreli e-posta alış-verişinin ardından Hong Kong'da buluştu. İki gazeteci daha sonra bu sızdırmalarla ilgili yazı serileriyle kamu hizmetinde Pulitzer ödülünü kazandılar. Belgeselin yönetmeni Laura Poitras da Hong Kong'daki ilk buluşmadan itibaren yaptıklarını kaydetti.

Citizenfour'un en önemli özelliği, belgeselin olayların olduktan sonraki halini anlatmaması. Belgesel bize olanların içindeymiş gibi gözleme imkanı sunuyor. Sızdırılan belgeler ilk olarak The Guardian ve Washington Post'da yayınlanmadan önce Edward Snowden, Laura Poitras ve Gleen Greenwald'un yol haritası çizişlerine ve konu hakkındaki düşüncelerine tanık oluyorsunuz. Olayların içinde olduğunuz için zaman zaman geriliyor, zaman zaman Edward Snowden'la empati kuruyorsunuz. Çünkü, belgesel büyük resmi göstermesinin dışında kişilerin yaşadıklarını da anlatıyor. Belgesel, olaylar yaşanılırken çekildiği için tarihe bizzat tanıklık ediyorsunuz. Ayrıca haberlerden izlediğiniz bir sürecin direkt içinde olmak çok hoş bir his. Ek olarak, bu üç gazetecinin şifrelenmiş yazışmalarını da görüyorsunuz.

Citizenfour, hemen Edward Snowden ile başlamıyor. Öncelikle, belgeler sızdırılmadan önce NSA yetkililerinin kimseyi izinsiz gözetlemediklerine dair verdiği demeçleri gösteriyor. Bu da onların insanların gözünün içine baka baka yalan söylediklerini anlamamıza biraz daha yardımcı oluyor. Belgeselde Obama'nın bir konuşması da var. Gördüklerimden en çok bulunmasına sevindiğim kişi ise Julian Assange'dı.

2013'de belgeler ilk sızdırılmaya başladığında herkes kitlesel gözetim hakkında konuşmaya başlamıştı. Zaten belgeleri bu sebeple sızdıran Snowden'ın motivasyonları, yaptıklarının hayatını nasıl etkilediği belgeselde tam olarak gözüküyor. Ayrıca film, gözetim üzerine belli bir fikir edinmenizi de sağlıyor. Sonuçta belgeselin içinde bulunan bütün insanlar büyük fedakarlıklarda bulunuyor.

Sonuç olarak Citizenfour iyi bir belgesel olmanın dışında çok tartışılması gereken bir konu hakkında çok önemli bilgiler veriyor ve farklı bir bakış açısı sunuyor. Belgeler sızdırılırken Edward Snowden kendini arka planda tutmuştu, ancak bu belgeselde ön planda o var. Yurtdışında izleme fırsatı bulduğum Citizenfour için şu anki tek isteğim filmi Türkiye'deki sinemalarda da görebilmek.

Cem Başak


Yorumlar