Hayatın Kendisi - Life Itself (Roger Ebert)

Vizyon Tarihi: 20 Şubat 2015
Süresi: 2 Saat
Yönetmen: Steve James
Imdb: 8.0
Rottentomatoes: %97
Yazar: Dilara Demir
Fragman sayfanın altındadır. 

İtiraf etmem gerekir ki belgesel türünde olması nedeniyle bu filmi oldukça önyargılı bir şekilde izledim.Biraz da geç kalmıştım ve korkunç bir film deneyimi yaşayacağım inancıyla izlemeye başladım. Oysa filme girdiğimde sarıp sarmalayıcı sıcacık bir anlatımla ve yine sıcacık bir insanın hayat sözcüğüyle sınırlandırılamayacak hayat hikayesiyle karşılaştım. Hem kendi hem  kendisini tanıyanların dilinden bir film eleştirmeninin hayatını bir filmin örgüsünde izlemek oldukça manidar oldu. Aynı zamanda fimde Roger Ebert’in yıllar içindeki gerek duygusal , gerek anlatımsal değişimini de görüyoruz, özellikle de dilinde. Başlarda daha sivridilli bir imajı varken yine sözünü sakınmayan bir figür olmak üzere bir nebze daha yumuşak Roger Ebert eleştirilerine rastlıyoruz.

Roger Ebert kendisiyle barışık bir insan ve tabii ki çıkışlarıyla inişleriyle de olan hayatında  en zor anlarında bile, özellikle kanser teşhisinden sonra,  neşesini koruma çabası bize yürek gerektiren bir kabülleniş ve cesareti hissettiriyor.

Pulitzer ödülü alan tek film eleştirmeni olan Ebert’in hayatı 18 Haziran 1942’de başladıysa da kariyeri 1966’da Chicago Sun Times’a yazmasıyla başlar. Kendi seçimi olmadan gazetede kendisine verilen film eleştirisi bölümünde yıldızı parlayacaktır.

Daha çok film eleştirisi temalı Siskel & Ebert televizyon programıyla ünlenen  Ebert’in Siskel ile olan ilişkisi filmde önemli bir çatışma noktası oluşturuyor. İkisi de birbirinden yetenekli ve sivridilli iki insanın karşı karşıya bir program yürütmesi istenince ikisi de başta bir diğerinden farklı herhangi biriyle programı sunmayı tercih edeceklerini söylüyor. Fakat  ikisine de ısrar edilince iki rakip isim yılar sürecek ve diğer eleştirmenlerin görüşlerini gölgede bırakarak gittikçe kök salan bir programda rol oynayacaklardır. Başta Chicago’da çekilen program daha geniş kitlelere ulaşması açısından Los Angeles ‘ta  çekilmeye başlanınca daha da geniş bir izleyici kitlesine ulaşacaktır. Bu süreçte ikilinin ilişkileri de dallanıp budaklanacak ve ayrılmaz  bir hale gelecektir. Hatta ikiliden Siskel’in beyin kanseri teşhisini kendisinden de saklaması Ebert’i oldukça yaralayacaktır. İkili Siskel’in ölümüne kadar beraber programı üstlenecektir. Ebert ise uzun bir mücadeleden sonra 4 Nisan 2013’te yine Chicago’da hayata veda edecektir.

Ebert’in hayatındaki bir diğer önemli figür ise karısı Chaz Ebert’tir. Tek kelimeyle güçlü ve sevgi dolu olarak tarif edilebilecek bu kişi filmden de anlaşılacağı üzere ve  Ebert’inn kendisinin de söylediği gibi onun hayatının aşkıdır. Chaz, her şeye rağmen eşinin yanındaki tapılası insan olmakla beraber bir nevi eşinin anısını üstlenmiş onun soyadını taşıyan bir çok alandaki girişimlerin de başındadır.

Şunu söylemek gerekir ki, hızla yükselen kariyerine rağmen Ebert her zaman gazetesini savunmuş ve kendisine teklifler  yağarken bile Chicago Sun Tİmes’ı terk etmemiştir. Kendi sözleriyle “ yolun karşısına geçmemiş” yani “Tribune” gazetesinde çalışmaya gitmemiştir.Beni en çok etkileyen noktalardan biri de bu sadakat oldu.

Önemli bir diğer nokta ise Ebert’in tanınmamış yönetmenleri ve yeni filmleri tanıtmakta ve değerlendirmekteki sonsuz çabasıdır. Bu çabanın altında farklı kültürlere ve yeniliklere olan geniş bir hoşgörü yatar.

“Life Itself” izlenmesi değil hissedilmesi gereken bir film ve önyargımın aksine asla sıkıcı değil ve yaşamaya değer bir hayatı 2 saatliğine tecrübe etmeyi dileyebilecek herkese hitap edebilecek bir film.Dopdolu bir hayat ve  dopdolu bir yürekten ortaya çıkacak ürün zaten daha azı olamazdı. Bir  klişeyle tamamalrsam; güldürürken düşündüren ve sizi ROger Ebert’e yaklaştırırken  “ Hayatın Kendisi”ne  bir daha bağlayan sımsıcak bir film, filmden de öte, belki de “Hayatın Kendisi”.



Yorumlar